“İSLAM DÜNYASI TÜRKİYE’NİN YANINDA!”

  • 01.08.2016

63 ülkeden 312 STK’nın çatı kuruluşu olan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) olarak, vatandaşlarımızın hür iradesiyle belirlenen meşru hükümete ve yarısından fazlasının oyunu alarak seçilen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı girişilen menfur askeri darbe teşebbüsünü şiddetle tel’in ediyoruz.

Aziz milletimiz 15 Temmuz günü kadınıyla-erkeğiyle, yaşlısıyla-genciyle Başkomutanının çağrısı üzerine, halkına ağır silahlarla saldırmaktan çekinmeyen haşhaşi terör örgütü karşısında canını siper etmiş ve 40 yıldır hazırlanmakta olan hain bir planı bir gecede bozguna uğratmıştır.

Bizler gece yarısı okunan sala ve ezanları Irak’ta işitmiştik. Tanklarla, uçaklarla gözünü kırpmadan kendi halkını katleden canileri Suriye’de görmüştük. Bir gün aynı hadiseleri kendi memleketimizde de yaşayacağımıza hiç ihtimal vermemiştik.

Darbeciler o gün gerçekten Ebrehe’nin filleri gibi mağrur ve saldırgan idiler! Ama 1960’dan bu yana gerilmiş bir yay gibi bekleyen öfkeli ve kararlı Ebabil’leri unuttular. Bu necip millet, geç saatlerde gelen tek bir telefon mesajıyla milyonlarla sokağa döküldü ve bu hainlerle ölümüne mücadele eden emniyet güçleriyle, keza darbeye karşı çıkan askerleriyle birlikte canını hiçe sayarak muhteşem bir direniş gösterdi. Sadece bir gecede, evet bir gecede, sabaha kadar binlerce destan yazıldı.

Bu aziz toprakları korumak üzere kendilerine teslim edilen silahlarla kendi milletini, kendi emniyet güçlerini, kendi meclisini bombalayabilecek kadar gözü dönmüş bu ihanet çetesine hakettikleri cevap elhamdülillah en güzel şekilde verildi.

Bu hain yapılanmaya mensup olanlar, yıllarca dinler arası diyalog gibi son derece kirli bir proje altında, müslümanlara karşı şedit, kâfirlere karşı merhametli bir yaklaşım içinde, uluslararası karanlık mihverlerin sadece memleketimizde değil, tüm İslam dünyasında truva atı oldular. Tesettür gibi temel hakikatlere füruat dediler, maksatlarına ulaşmak için her türlü kumpası, yalanı ve hileyi mübah gördüler.

Askeri dönem, sağ veya sol, hiç farketmeden her iktidar döneminde virüs gibi büyüyerek gelişen bu haşhaşiler, birlik ve beraberliğimizin ana omurgasını teşkil eden manevi değerlerimize ve iman esaslarına yönelik planlı tahribatlar yaptılar. Asırlarca bu ümmetin kabulüne mazhar temel esaslarımızı dini faaliyet kisvesi altında sarsmaya çalışarak selim kalpleri ifsad ettiler. Cemaat, yargı ve asker kavramlarına zarar verdiler.

Ama unuttular ki, Cenab-ı Hak hayru’l-makirindir. Tuzakları boşa çıkarandır. Güzel yurdumuzun kılcal damarlarına kadar sızan bu hainlerin planları, Allah’a sonsuz hamd ü senalar olsun ki neticesiz kaldı.

İçerden dışardan hainlerin destekleriyle bunca yıldır yapılan hazırlık, bir kaç saat içinde Allah’ın inayetiyle hezimete uğradı. Ülkeyi bölmek için tezgâhlanan oyun, kalpleri birleştirdi.

Kahraman bir milletin bir asırdır baskı altında tutulan direniş ve kardeşlik ruhu, elhamdülillah dizginleri ele aldı. Bu birlik ve kardeşlik anlayışını rehavete kapılmadan, iç ve dış mihrakların oyununa gelmeden muhafaza etmek ve devam ettirmek zorundayız.

Yalnız İstanbul ve Ankara’da değil, doğusuyla batısıyla bütün vatan sathında 17. gününü tamamlayan meydan nöbetlerini, sadece muhteşem bir sahiplenme olarak değil, aynı zamanda dâhili ve harici düşmanlara verilen kuvvetli bir mesaj olarak görüyoruz.

Başta BM, Amerika ve Avrupa devletleri olmak üzere uluslararası kamuoyu her zamanki gibi bizi hiç şaşırtmayan çifte standart ve duyarsızlık içinde üç maymunları oynadılar.

Paris’te, Brüksel’de, Londra’da acılarını paylaştığımız bu demokrasi münafıkları, ikiyüzün üzerinde şehid, binlerce yaralı verdiğimiz bu darbe teşebbüsünde sivil halkın birlik ve beraberlik içinde kendi iradesine sahip çıktığı bu muhteşem direnişi görmediler, Mısır’da, Suriye’de, Yemen’de ama maalesef hep bizim coğrafyamızda yapageldikleri gibi anlamak istemediler.

Yıllarca emek vererek besledikleri haşhaşi müttefiklerinin halkın sillesiyle bozguna uğratılmasından çok rahatsız oldular.

Batı dünyasının bu duyarsızlığına bedel, İslam coğrafyasının dört bir tarafındaki kardeşlerimiz bizim derdimizi yüreklerinde paylaştılar.

Bazı ülkelerde yaşanan benzer sıkıntılara rağmen bizimle birlikte onlar da sokaklara döküldüler. Bir ümmet şuuruyla bizim için yaptıkları samimi dualar, destek mitingleri ve gönderdikleri mesajlar en güçlü dayanak noktalarımızdan biri oldu.

Bu coğrafya bugün burada olduğu gibi, kendi değer yargıları içinde birlik ve beraberliği daha da güçlendirmek zorundadır. Önümüzdeki bu emsal problemlerden tek çıkış noktamız aramızda tesis edeceğimiz bu tevhid ruhudur. Bizler ittihad-ı İslama sözde değil, özde sahip çıkmak mecburiyetindeyiz.

İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği işte bu gaye ve maksatla kurulmuş aynı binanın taşları hükmünde bir kardeşlik ve birlik projesidir, bir himmet seferberliğidir.

Bugün karşılaştığımız bu menfur ve müessif darbe teşebbüsü karşısında kardeşlerimiz, “İslam Dünyası Türkiye’nin Yanında” başlığı altında yanımızda yer alarak bu kardeşlik ruhuyla Asya-Pasific’ten, Hindo-Pak ülkelerine, Ortadoğu ve Afrika’ya uzanan bir coğrafya içinde dayanışma gösterdiler.

Darbenin ilk saatlerinden itibaren, dünyanın dört bir tarafından binlerce göz yaşartıcı destek mesajları aldık. Bu vesileyle kardeşlerimize bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Son olarak, yaşadığımız bu dehşetli hadise bize gösterdi ki birlik beraberliği muhafaza etmek sadece lafla olmaz. Bizler bundan sonra FETÖ benzeri, kim oldukları belirsiz, kökleri olmayan nevzuhur müfsid hareketlere fırsat vermemeli, def’-i mefasid’in celb-i menafi’den evla olduğunu gözden uzak tutmamalıyız.

Bir milletin birlik ve beraberliğini bozacak en önemli tehlikenin, temel referanslarımıza ve değer yargılarımıza yapılan bilinçli müfsid saldırılar olduğunu unutmamalı, hazır kıta bekleyen yeni taşeronların aramızda tekrar fitne çıkarmalarına izin vermemeliyiz. Özellikle başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere dini otoritelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız paralel devlet kadar, paralel din ve itikad anlayışına da karşı çıkmalıdırlar.

İyi bilinmelidir ki Kur’an’ın tesis ettiği tevhid ve iman esasları, İslam cemiyetinin ana direğidir. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur.

Bu vesileyle darbe teşebbüsünde şehid düşen kardeşlerimize Allah’dan rahmet, geride kalan yakınlarına sabr-ı cemil ve yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Bu ihaneti duyduğu ilk andan itibaren bu darbenin karşısında dimdik duran ve aziz halkımızı sokaklara ve meydanlara sahip çıkmaya davet eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hususan teşekkürlerimizi arz ediyoruz.

Keza kararlı bir şekilde darbeye karşı çıkan ve geri adım atmayan hükümetimize, emniyet güçlerimize, askerlerimize ve özellikle başkomutanının yanında cansiperane saf tutan silahsız kuvvetlerimize, aziz halkımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza, dualarıyla bizlere destek olan tüm İslam dünyasına teşekkürü bir borç biliyoruz.

Bu alçak girişimin faillerinin en kısa zamanda tasfiye edileceğine ve hak ettikleri en ağır biçimde cezalandırılacaklarına inancımız tamdır. Kamuoyuna saygılarımızla arz eder, katılım ve destekleriniz için teşekkür ederiz.

Av Ali Kurt

İDSB Genel Sekreteri