TÜKETİM AHLAKI

  • 14.10.2016

Yeni Türkiye, Yeni Ruh

Türkiye, büyük bir badireyi, çetin bir sınavı, alnının akıyla atlatmasını bildi. Hain odakların dış güçlerle işbirliği içinde giriştikleri 15 Temmuz darbe teşebbüsü, yıllar yılı uyuyan hücrelerin deşifre olmasını, dostu ve düşmanı göstermesini sağladı.

Fethullahçı Terör Örgütü’nün düzenlediği hain saldırıda milletin vergileriyle alınan silahlar, millete karşı kullanıldı. Milletin ordusu, milletin karşısına çıkarılmak istendi. Ama Allah’a çok şükür, melun emellerine ulaşamadılar.

Milletimiz âdeta bir destan yazdı, nasıl bir millet olduğunu gösterdi. Darbeye, teröre boyun eğmeyeceğini, fesat odaklarına teslim olmayacağını, dış güçlerin tuzaklarını bozacağını dünya âleme ilan etti.

Beklediler ki Mısır’da yaşanan süreç burada da yaşansın, milletin seçtiği insanlar demir parmaklıklar ardına konulsun, hatta Türkiye bir iç savaşla karşı karşıya kalsın. Ama Türkiye’nin bir Mısır, bir Suriye, bir Libya olmadığını herkes gördü.

Artık Türkiye, zümrüdüanka gibi, küllerinden yeniden doğdu. Bu anlamda 15 Temmuz yeni bir milattır, Yeni Türkiye’nin doğum tarihidir. Yeni Türkiye’de devlet ile millet düşmanlığına, ayrılığına, karşıtlığına yer yok. Bilakis millet ile devletin ve milletin farklı unsurlarının birlik ve beraberlik içinde yeni ufuklara yol alması var.

Yenikapı Ruhu; Yeni Türkiye’nin ortak paydasını, sıçrama zeminini, temel yönelimini temsil etmektedir. Türkiye’de yaşayan her bir ferdin, kurumun, kuruluşun, cemaatin, artık bu tarihî dönüşümü dikkate alarak kendini konumlandırması gerekir. Bu dönüşümü hakkıyla değerlendiremeyenler, kendilerini tarihin dışına atılmış olarak bulacaklardır.

Bu minvalde İGİAD olarak, hem kurumsal hem de her bir üyemizle, her zaman millî iradeden yana tavır koyduk, Türkiye’nin birlik ve beraberlik içinde ahlaklı bir kalkınmasının gayreti içerisinde olduk. Bundan sonra da aynı tutumumuzu sürdürecek, gelecek nesillere daha yaşanılır bir Türkiye bırakmanın idealiyle çalışmalarımıza hız vereceğiz.

Mehmet Akif’in “Allah bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” dediği gibi biz de “Allah bir daha darbe teşebbüsleriyle karşılaştırmasın” diyor ve 15 Temmuz’u bir milletin dirilişine çeviren aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.

Anadolu’da iş ahlakı duyarlılığını geliştirmek amacıyla düzenlediğimiz programlarımızın sonuncusunu Gaziantep’te gerçekleştirdik. “İş Ahlakının Yaygınlaştırılmasında İş Dünyası, Üniversiteler ve Sivil Toplumun Rolü” başlıklı toplantımız oldukça verimli geçti ve çeşitli çevrelerden seçkin bir topluluğun ilgisini çekti. Bu toplantımız da göstermiştir ki Anadolu hâlâ diri, canlı, duyarlı ve bir ana kucağı gibi engin.

Bu ayki dosya konumuz, “Tüketim Ahlakı” başlığıyla modern hayatta karşı karşıya bulunduğumuz önemli bir konuyu irdeliyor. Bazı filozoflar modern toplumu, “tüketim toplumu” olarak tanımlayarak tüketimin kazandığı felsefi ve varoluşsal anlamlara dikkat çekiyorlar. Araçların bolluğunda amaçların yitirildiği bir dünyada araçları teşrih masasına yatırmak, tüketim ürünlerinin basit birer meta olmadıkları, her tüketimin kendi felsefesini de beraberinde getirdiği gerçeğini gözler önüne serme imkânı sunuyor.

Dosyamızda iki makale konuyu farklı boyutlarıyla izah ederken konuyla ilgili röportaj, bu alanda doktora çalışması yapan değerli bir akademisyenimizle yapıldı. Yrd. Doç. Dr. Cemile Zehra Köroğlu, tüketim ahlakına sahip olabilmenin ve meta tarafından tüketilmemenin en sahici yoluna işaret ederek vicdana vurgu yapıyor. Tüketim konusuyla ilgi çok şeyler söylenmiş ve söylenmektedir, ancak mesele tam olarak herkesin vicdanından geçiyor ve eğer bu konuda bir ilerleme kaydedilecekse öncelikle vicdanlarda yer etmenin önemini bizlere hatırlatıyor.

AYHAN KARAHAN

İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı

İGİAD 37. Bülten